+90 (212) 258 85 85 +90 (850) 622 0532 info@artipatent.com


PATENTİN TARİHİ

Patent Kelimesinin Kökeni;

Patent kelimesinin geçtiği en eski kaynak Ahmet Vefik Paşa, Lugat-ı Osmani (1876)’dir. Bu kaynak kayıtlara geçmiş ve bu kelimenin kullanıldığı yazılı ilk kaynaktır.

İtalyanca kökenine sahip kelime; patente "berat, lisans" sözcüğünden alıntıdır. İtalyanca sözcük Latince olan littera patens "genelge, açık mektup " deyiminden türetilmiştir . Bu sözcük Latince patere " serilmek, yayılmak, açılmak, " fiilinden +ens sonekiyle oluşturulmuştur.

Patentin Tarihsel Gelişimi;

Tarihsel gelişimi inceledeğimizde, toplumların sınai mülkiyet haklarını korumak için üretim bazlı sınai mülkiyet hakları olarak nitelendirilen imtiyazlar ve ürün ürün bazlı sınai mülkiyet hakları patent olarak iki ayrı süreç geliştirdiklerini görürüz. İmtiyazlı üretim bazlı sınai mülkiyet ile sanayileşmelerini tamamlayan toplumlar kademeli olarak üretime dayalı sınai mülkiyet yani patent sistemini kullanmaya başlamışlardır.

Patentin hukuk branşı olarak ortaya çıkması yeni bir süreçtir. Yeni bir dal olarak patentin korunması sistemi Roma İmparatorluğu zamanında da görülmektedir. Örnek olarak Roma İmparatoru Konstantin, 337 senesinde at arabası imalatçıları, mühendisler ve çilingirler gibi bazı sektördeki zanaatkarları tüm sosyal hizmetlerden muaf bırakmıştı. Teknik eserlerin korunmasına yönelik yapılan ilk imtiyazlar ise birebir teknik eserle ilgili olmakla birlikte, alındığı ülkede yeni bir sektörün oluşmasını teşvik etmek gayesini taşımaktaydı. 1331 yılında III. Edwardın İngiltere’de verilen kumaş dokuma zanaatını içeren imtiyaz tarihteki ilk teknik imtiyaz olarak kabul edilmektedir.

Avrupa, 15. yüzyılın ikinci döneminden    başlayarak ekonomi ve sosyal alanda      radikal değişimler yaşanmaya başlamıştı. Üretim ve birey sayısı arttığı gibi yeni teknik gelişimlerde ivmelenmeye başlamıştı. Ortaçağ’a has, anlık tüketime yönelik bireysel ufak imalatların  yerini ticarete ayrılan devasa sosyal imalatlar alıyor, kısacası çözülen feodal üretim biçiminin yerine artık kapitalizm boy göstermeye başlıyordu

Bu aşamanın bir çıktısı olarak, mucitlerinin buluşlarından maddi çıkar elde edebildikleri için yaptıkları buluşları koruyabilecek bir sisteme ihtiyaç duyulmaya başlar. Ve tarihin ilk patentleri olarak sayabileceğim mucitlere ayrıcalıklı onay belgelendirmesi uygulaması, buluşların getirilerinin değer kazanmaya başladığı bu devirde Venedik’te başlatılır. İlk patentin Venedik’te mi, Floransa’da mı yoksa İngiltere’de mi verildiği hakkında net bir fikir birliği bulunmamaktadır.

Bazılarına göre, Floransa da 1421 tarihinde  ünlü mimar ve mucit Filippo Brunelleschi’ye, ünlü mimari eseri Duomo of Florence’e Carraran mermeri taşımak için geliştirdiği gemisi için verilen belge ilk  patenttir. Bazılarına göre ise Kral 6. Henry tarafından 1449 yılında John Utyman’a Venediklilerin kullandığı ama İngiltere’de daha önce bilinmeyen bir cam üretim prosesi için 20 yıllık güvence sağlayan belgedir. İlk patenti bir ülkeye mal etmek mümkün değildir. Fakat tüm tarafların ortak görüşü ilk patent yasası, Venedik Cumhuriyeti’nin 19 Mart 1474’te onayladığı patent yasasıdır.

Patentin sisteminin gelişmesindeve yasalaşmasında ise Sanayi Devrimi’ni ilk yapan ülke olan İngiltere’nin burda öncülük yaptığı sonucunu çıkartabiliriz. Hatta bazılarına göre, yenilikçi teknolojiyi İngiltere’ye getiren ya da geliştiren bireylere bu icadını önceden belirlenen bir süre kadar kullanma hakkı sağlayan ve 14. yüzyılda İngiltere’de onaylanan patent belgeleri (Letters Patent) ilk patentlerdir. Geçen sürede kişilere sağlanan bu hakların kötü niyetli kullanılması, yeni yasal düzenlemelere gidilmesinin önünü açmıştır.

Bu sebeple 1623 yılında yayınlanan “Tekeller Yasası” ile icatlara bazı kısıtlamalar getirilir, icatlardan kaynaklanan haklar 14 yıl kısıtlanmaktadır. Günümüzün patent yasalarıyla kıyaslandığında, Tekeller Yasası’nın bazı kritik farklar bulunmaktadır. Örnek vermek gerekirse Kraliyet’in müsadesi olmadıkça bu patentler başkasına devredilemez ya da miras olarak bırakılamazdı. Dahada ilginç olanı ise, İngiliz devleti patent sahibinin müsdesine gerek duymaksızın tescil altına alınmış buluşu kullanma hakkına da sahip olmaktaydı. Çağımızda güncel patent yasalarının tabanını oluşturan Tekeller Yasası, yıllar boyunca bir değişikliğe uğramdan işlevde kalır. 1790 tarihinde ABD’de patent yasası yürürlüğe alınır. Kısa süre içinde ardından Fransa’da 1791 yılında patent kanunu çıkararak yasalaştırır.  Bu ülkeler dışına patent yasalarının yürürlüğe girmesi için uzunbir süre beklenecektir.

Teknolojik gelişmeler ivme kazanırken, Diğer ülkelerde art arda  patent yasaları birbirini takip eder. 1815’te Rusya, 1864’te İtalya, 1877’de Almanya ve 1885’te Japonya’da kendi patent yasalarını yürürlüğe sokarak bu furyaya katılır.

Osmanlı İmparatorluğunun da yaşanan gelişmelere sesiz kalması fazla sürmez. 1871 yılında “Eşya-i Ticariyeye Mahsus Alamet-i Farikalara Dair Nizamname” ve 1879 yılında “İhtira Beratı Kanunu” marka ve patent içeriklerinde ülkemizde patent konusunda atılan ilk adımlar olur.  Diğer önemli bir adım ise 1965 yılında yürürlüğe giren 551 sayılı “Marka Kanunu”dur. Üzerinde yapılan ufak değişikliklerle bu yasalar 1994 yılına kadar geçerliliğini sürdürür. 24 Haziran 1994 tarihinde, 544 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kurulan Türk Patent Enstitüsü sınaî mülkiyet hakları alanında bir dönüm noktası olmuştur. Son olarak 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6767 sayılı sınai mülkiyet kanunu patent korumasına dayanak oluşturmaktadır.

Anahtar Kelimeler;

Patent Tescil; Patent Tescili; Patent; Patent Alma; Patent Fiyatı; Patent Araştırma; İsim Patenti; Marka Patenti; Marka Tescili; Beylikdüzü Patent; Büyükçekmece Patent; Beşiktaş Patent; Avcılar Patent; Esenyurt Patent; Bahçeşehir Patent; Hadımköy Patent; Silivri Patent